- Yazar: ozturkhukuk
- Yurt dışı avukat ceza dolandırıcılık
- Şub 12
- Yorumlar (0)
İçerikler
ToggleDolandırıcılık Suçu Nedir? Basit ve Nitelikli Dolandırıcılık, Cezaları ve Hukuki Süreç
Günümüzde internetin, sosyal medyanın ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte dolandırıcılık suçu hem yöntem hem de mağdur sayısı bakımından önemli ölçüde artmıştır. Güven ilişkisi kurularak gerçekleştirilen bu tür eylemler, çoğu zaman kişilerin ciddi maddi kayıplar yaşamasına ve uzun süren hukuki süreçlerle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır.
Basit dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık olarak farklı şekillerde karşımıza çıkan bu suç tipi, her somut olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesini gerektirir. Yanlış veya eksik yapılan başvurular, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Bu nedenle dolandırıcılık suçunun hukuki niteliğinin, ceza yaptırımlarının ve izlenmesi gereken başvuru yollarının doğru şekilde bilinmesi büyük önem taşır. Bu kapsamda hazırlanan bu yazıda, dolandırıcılık suçuna ilişkin temel kavramlar, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve mağdurların haklarını korumaya yönelik hukuki süreçler ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Dolandırıcılık Suçu Nedir?
Dolandırıcılık suçu, bir kişinin hileli davranışlarla başka bir kişiyi aldatması ve bu aldatma sonucunda kendisine veya bir başkasına haksız bir menfaat sağlaması şeklinde ortaya çıkan suç tipidir. Bu suçta temel amaç, mağdurun iradesinin yanıltılması suretiyle maddi veya manevi zarara uğratılmasıdır.
Uygulamada dolandırıcılık suçları; güven ilişkisi kurulması, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulması, sahte belgeler kullanılması veya farklı senaryolar oluşturulması yoluyla işlenebilmektedir. Mağdur, çoğu zaman karşı tarafın beyanlarına güvenerek işlem yapmakta ve sonradan zarara uğradığını fark etmektedir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için yalnızca zarar meydana gelmesi yeterli değildir. Aynı zamanda failin, mağduru bilinçli şekilde aldatmaya yönelik davranışlarda bulunması ve bu davranışlar sonucunda haksız kazanç elde etmesi gerekir. Bu yönüyle dolandırıcılık suçu, sıradan bir borç ilişkisinden veya ticari uyuşmazlıktan ayrılmaktadır.
Her dolandırıcılık vakası kendi özel koşulları içerisinde değerlendirilir. Olayın gerçekleşme şekli, taraflar arasındaki ilişki, kullanılan yöntemler ve elde edilen menfaat, hukuki nitelendirmenin belirlenmesinde önemli rol oynar. Bu nedenle somut olayın tüm yönleriyle ele alınması büyük önem taşır.
Dolandırıcılık Suçu TCK’da Nasıl Düzenlenmiştir?
Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde, Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.
TCK’nın 158. maddesinde ise, Dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenmesi durumunda, dört yıldan on yıla kadar hapis ve elde edilen menfaatin iki katından az olmamak üzere adlî para cezasına hükmolunur.
Bu maddeler kapsamında yapılacak hukuki değerlendirme, olayın basit mi yoksa nitelikli dolandırıcılık mı olduğunun tespit edilmesi açısından belirleyici rol oynar. Yanlış maddeye dayalı başvuru yapılması veya olayın hatalı nitelendirilmesi, soruşturmanın sonuçsuz kalmasına veya davanın reddine yol açabilmektedir. Bu nedenle dolandırıcılık suçlarında, TCK hükümlerine uygun ve doğru hukuki dayanaklarla hareket edilmesi büyük önem taşır.
Dolandırıcılık Suçunun Temel Unsurları
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için belirli hukuki unsurların bir arada bulunması gerekir. Bu unsurlardan birinin eksik olması halinde, olay her zaman dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilemeyebilir. Bu nedenle somut olayın hukuki niteliği, söz konusu unsurlar çerçevesinde yapılacak değerlendirme ile belirlenir. Uygulamada dolandırıcılık suçunun temel unsurları üç ana başlık altında toplanmaktadır:
Hile ve Aldatma
Dolandırıcılık suçunun en önemli unsuru, failin mağduru aldatmaya yönelik davranışlarda bulunmasıdır. Bu davranışlar; gerçeğe aykırı beyanlar, sahte belgeler, yanıltıcı bilgiler veya güven kazanmaya yönelik çeşitli senaryolar şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
Hile unsuru, basit bir yalandan ibaret olmayıp, mağdurun iradesini etkileyecek nitelikte olmalıdır. Mağdurun, söz konusu hileli davranışlar nedeniyle gerçeği fark edememesi ve bu doğrultuda hareket etmesi gerekir.
Mağdurun Aldanması
Hileli davranışların varlığı tek başına yeterli değildir. Bu davranışların mağdur üzerinde etkili olması ve mağdurun bu nedenle yanılması gerekir. Mağdur, failin sunduğu bilgi ve beyanlara güvenerek işlem yapmalı ve bu güven sonucunda zarara uğramalıdır.
Eğer mağdur, hileli davranışlara rağmen gerçeği bilerek hareket etmişse veya aldanmamışsa, dolandırıcılık suçunun oluştuğundan söz edilmesi her zaman mümkün olmayabilir.
Haksız Menfaat ve Zarar
Dolandırıcılık suçunun tamamlanabilmesi için failin kendisine veya üçüncü bir kişiye haksız menfaat sağlaması gerekir. Bu menfaat çoğunlukla maddi kazanç şeklinde olmakla birlikte, bazı durumlarda farklı ekonomik avantajlar da söz konusu olabilir.
Aynı zamanda mağdurun malvarlığında bir azalma meydana gelmelidir. Failin elde ettiği menfaat ile mağdurun uğradığı zarar arasında nedensellik bağının bulunması, suçun oluşumu açısından önem taşır.
Basit Dolandırıcılık Suçu Nedir?
Basit dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve bu aldatma sonucunda failin kendisine veya bir başkasına haksız menfaat sağlamasıdır. Suçun basit sayılabilmesi için eylemin, Türk Ceza Kanunu’nda nitelikli hal olarak düzenlenen ağırlaştırıcı şartlar (örneğin bilişim sistemi, banka/finans kurumu, kamu kurumunun araç olarak kullanılması gibi) kapsamında gerçekleşmemesi gerekir. Basit dolandırıcılık suçu TCK m.157’de düzenlenmiştir.
Uygulamada basit dolandırıcılık; kişiler arasındaki bireysel ilişkilerde, günlük ticari işlemlerde veya basit alışveriş süreçlerinde sıkça görülür. Sahte vaatler, gerçeğe aykırı bilgiler verilmesi, olmayan bir ürünün satılması, “kapora” alınması ya da güven sağlanarak ödeme alınması gibi yöntemlerle ortaya çıkabilir.
Bu suç tipinde kritik nokta, olayın gerçek bir borç/ticari uyuşmazlık mı yoksa başından itibaren aldatma kastı ile kurulan bir senaryo mu olduğunun ayırt edilmesidir. Bu ayrım, hem mağdur açısından başvurunun doğru yapılması hem de şüpheli/sanık açısından savunmanın doğru kurulması bakımından belirleyicidir. Her somut olayda; taraflar arasındaki ilişki, iletişim şekli, kullanılan yöntem, elde edilen menfaat ve deliller birlikte değerlendirilerek hukuki nitelendirme yapılır.
Basit Dolandırıcılık Suçunun Cezası
Basit dolandırıcılık suçunda kanun, hapis ve ayrıca adli para cezası öngörür (TCK m.157). Ancak pratikte “ceza kesin şu olur” şeklinde tek kalıplı bir sonuç yoktur; mahkeme, somut olayın özelliklerine göre temel cezayı belirler ve ardından artırma/indirim hükümlerini değerlendirir.
Mağdur (katılan/şikâyetçi) bakımından:
Cezanın belirlenmesini ve dosyanın seyrini; hile unsurunu gösteren delillerin gücü, menfaat miktarı, mağdur sayısı, para hareketleri ve yazışmaların içeriği gibi hususlar etkiler. Özellikle ödeme kanıtları, mesaj kayıtları ve platform/banka kayıtlarının zamanında dosyaya kazandırılması kritik önemdedir.
Şüpheli/sanık bakımından:
Savunmada çoğu zaman; olayın ceza hukuku kapsamında dolandırıcılık oluşturup oluşturmadığı, hile unsurunun bulunup bulunmadığı, kastın başlangıçta mevcut olup olmadığı ve uyuşmazlığın aslında hukuki/ticari bir ilişki niteliği taşıyıp taşımadığı tartışılır. Zararın giderilmesi, yargılama sürecindeki tutum ve sabıka durumu gibi unsurlar da sonuç üzerinde etkili olabilir.
Uygulamada bazı dosyalarda HAGB, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevirme gibi ihtimaller gündeme gelebilse de, bunlar otomatik değildir; suçun niteliği, ceza miktarı ve somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Nedir?
Nitelikli dolandırıcılık suçu, dolandırıcılık fiilinin belirli araçlar, yöntemler veya özel koşullar kullanılarak işlenmesi halinde ortaya çıkan ve basit dolandırıcılığa göre daha ağır yaptırımlar öngörülen suç türüdür. Bu suç tipi, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenmiştir.
Nitelikli dolandırıcılıkta, failin kullandığı yöntemler yalnızca mağdurun aldatılmasına değil, aynı zamanda toplumda güven duygusunun zedelenmesine de yol açmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu, bu tür eylemler için daha ağır ceza yaptırımları öngörmüştür.
Uygulamada nitelikli dolandırıcılık; bilişim sistemleri, banka ve finans kuruluşları, kamu kurumlarının itibarı, resmi belgeler veya mesleki/ticari güven ilişkileri kullanılarak işlenmektedir. Bu tür dosyalarda suç, çoğu zaman daha planlı, sistematik ve organize şekilde gerçekleştirilmektedir.
Ancak her dosyada, kullanılan aracın varlığı tek başına suçun nitelikli sayılması için yeterli değildir. Olayın tüm koşulları, failin kastı, mağdurla kurulan ilişki ve elde edilen menfaat birlikte değerlendirilmelidir. Bazı durumlarda, görünüşte nitelikli gibi duran bir olayın hukuken basit dolandırıcılık veya hatta ceza hukuku kapsamında olmayan bir uyuşmazlık olduğu da ortaya çıkabilmektedir.
Bu nedenle nitelikli dolandırıcılık dosyalarında, hem mağdurun haklarının korunması hem de şüpheli/sanığın adil şekilde savunulabilmesi için olayın hukuki niteliğinin doğru tespit edilmesi büyük önem taşır.
Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Türleri
Nitelikli dolandırıcılık suçu, farklı yöntem ve araçlar kullanılarak işlenebilen geniş kapsamlı bir suç türüdür. Bu nedenle uygulamada tek tip bir nitelikli dolandırıcılıktan söz etmek mümkün değildir. Suçun hangi yöntemle işlendiği, hem cezanın belirlenmesi hem de dosyanın hukuki niteliği açısından belirleyicidir.
Uygulamada en sık karşılaşılan nitelikli dolandırıcılık türleri şunlardır:
Bilişim Sistemleri Kullanılarak İşlenen Dolandırıcılık
İnternet siteleri, mobil uygulamalar, sahte platformlar veya dijital altyapılar üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık fiilleri bu kapsamdadır. Özellikle banka, yatırım ve alışveriş sitelerinin taklit edilmesi sık görülen yöntemler arasındadır.
Banka ve Finans Kuruluşları Aracılığıyla İşlenen
Dolandırıcılık
Banka hesapları, kredi kartları, dijital ödeme sistemleri veya finans kuruluşları kullanılarak yapılan dolandırıcılık eylemlerini kapsar. Sahte dekontlar, hesap yönlendirmeleri ve izinsiz işlemler bu gruba girer.
Kamu Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması
Failin kendisini kamu görevlisi gibi tanıtması veya resmi kurum adını kullanarak güven sağlaması suretiyle işlenen dolandırıcılıklardır. Bu tür olaylarda mağdur üzerinde baskı ve korku oluşturulması ön plandadır.
Resmi Belgeler ve Evraklar Kullanılarak İşlenen
Dolandırıcılık
Sahte tapu, sözleşme, vekâletname, senet veya benzeri belgelerle yapılan dolandırıcılık fiilleri bu kapsamda değerlendirilir.
Ticari Faaliyet ve Meslek Kapsamında İşlenen
Dolandırıcılık
Şirketler, ticari işletmeler veya meslek ilişkileri üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemleridir. Güven ilişkisine dayalı ticari bağların kötüye kullanılması bu türün temel özelliğidir. Nitelikli dolandırıcılık türleri, her dosyada farklılık gösterebilir. Bu nedenle her olay, kendi özel şartları içerisinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Cezası
Nitelikli dolandırıcılık suçunda öngörülen cezalar, basit dolandırıcılığa kıyasla daha ağırdır. TCK m.158 kapsamında, fail hakkında hapis cezası ve adli para cezası birlikte uygulanabilmektedir.
Ceza belirlenirken mahkeme tarafından özellikle şu unsurlar dikkate alınır:
- Kullanılan yöntem ve araçlar
- Mağdur sayısı
- Elde edilen haksız menfaatin miktarı
- Suçun planlı ve sistematik olup olmadığı
- Zararın giderilip giderilmediği
- Sanığın yargılama sürecindeki tutumu
Mağdur Bakımından
Mağdur açısından, nitelikli dolandırıcılık dosyalarında delillerin eksiksiz toplanması ve hile unsurunun güçlü şekilde ortaya konulması büyük önem taşır. Banka kayıtları, dijital veriler, yazışmalar ve platform kayıtları, ceza miktarını doğrudan etkileyebilir.
Şüpheli / Sanık Bakımından
Şüpheli veya sanık yönünden ise, suçun gerçekten nitelikli hal kapsamında kalıp kalmadığı, hile unsurunun oluşup oluşmadığı ve olayın hukuki uyuşmazlık niteliği taşıyıp taşımadığı savunmanın temelini oluşturur. Yanlış nitelendirme, ağır ceza sonuçlarına yol açabileceğinden savunma stratejisinin doğru kurulması kritik önemdedir.
Bazı dosyalarda etkin pişmanlık, zararın giderilmesi veya olumlu yargılama süreci nedeniyle indirimler gündeme gelebilse de, nitelikli dolandırıcılık suçlarında bu imkânlar uygulamada daha sınırlıdır.
Bu nedenle nitelikli dolandırıcılık dosyalarında ceza değerlendirmesi yapılırken yalnızca kanuni sınırlar değil, olayın tüm hukuki ve fiili boyutları birlikte ele alınmalıdır.
Basit ve Nitelikli Dolandırıcılık Arasındaki Farklar
Basit dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık arasındaki temel fark, suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar ve failin uyguladığı yöntemlerde ortaya çıkmaktadır. Her iki suç türünde de mağdurun aldatılması ve haksız menfaat elde edilmesi söz konusu olmakla birlikte, nitelikli dolandırıcılıkta bu unsurlar daha planlı, sistematik ve etkili şekilde gerçekleşmektedir.
Basit dolandırıcılık suçunda fail, çoğunlukla bireysel ilişkiler çerçevesinde, sınırlı araçlar kullanarak mağduru yanıltmaktadır. Günlük hayatta karşılaşılan basit alışverişler, bireysel satışlar, güvene dayalı kişisel ilişkiler veya tekil ticari işlemler üzerinden işlenen fiiller bu kapsama girmektedir.
Nitelikli dolandırıcılık suçunda ise fail; bilişim sistemleri, banka altyapıları, kamu kurumlarının itibarı, resmi belgeler veya mesleki/ticari güven ilişkileri gibi özel araçlardan yararlanmaktadır. Bu durum, mağdurun aldatılmasını kolaylaştırmakta ve suçun daha geniş kitlelere yayılmasına imkân tanımaktadır.
Ayrıca nitelikli dolandırıcılık suçlarında mağdur sayısının fazla olması, suçun örgütlü veya sistematik şekilde işlenmesi ve daha yüksek maddi zararların ortaya çıkması uygulamada sıkça görülmektedir. Bu nedenle nitelikli dolandırıcılıkta öngörülen cezalar, basit dolandırıcılığa kıyasla daha ağırdır.
Ancak uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, her dolandırıcılık iddiasının doğrudan nitelikli suç kapsamında değerlendirilmesidir. Oysa bir olayın basit mi yoksa nitelikli mi olduğunun tespiti, yalnızca kullanılan aracın türüne bakılarak yapılmaz. Failin başlangıçtaki kastı, mağdurla kurulan ilişki, olayın gelişimi ve elde edilen menfaat birlikte değerlendirilmelidir.
Bazı dosyalarda, görünüşte nitelikli gibi duran bir olayın hukuken basit dolandırıcılık kapsamında kaldığı veya hatta ceza hukuku dışında bir uyuşmazlık olduğu da ortaya çıkabilmektedir. Yanlış nitelendirme yapılması halinde, şüpheli veya sanık açısından ağır ceza sonuçları doğabileceği gibi, mağdur açısından da hak kaybı riski oluşabilmektedir.
Bu nedenle basit ve nitelikli dolandırıcılık ayrımının doğru yapılması;
✔️Mağdurun zararının etkin şekilde giderilmesi,
✔️Şüpheli veya sanığın adil şekilde savunulması,
✔️Ceza miktarının hukuka uygun belirlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Her somut olayın, kendi özel koşulları çerçevesinde ve profesyonel hukuki değerlendirme ile ele alınması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından vazgeçilmezdir.
İnternet ve Sosyal Medya Üzerinden Dolandırıcılık
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dolandırıcılık suçu, büyük ölçüde dijital ortama taşınmış; internet siteleri, sosyal medya platformları, mobil uygulamalar ve dijital ödeme sistemleri suçun işlenmesinde temel araçlar haline gelmiştir. Günümüzde dolandırıcılık vakalarının önemli bir kısmı, yüz yüze temas olmaksızın yalnızca dijital iletişim yoluyla gerçekleştirilmektedir.
Uygulamada sahte alışveriş siteleri, taklit sosyal medya hesapları, gerçek dışı kampanyalar, yatırım vaatleri, sponsorlu reklamlar ve yönlendirme bağlantıları yoluyla çok sayıda kişi mağdur edilmektedir.
Bilişim Yoluyla Dolandırıcılık Suçunun Cezası
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık fiilleri, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilir.
Bu kapsamda;
- Faile 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilebilir.
- Hapis cezasına ek olarak adli para cezasına da hükmedilir.
- Ancak verilecek para cezası, suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Bu nedenle bilişim yoluyla işlenen dolandırıcılık suçları, basit dolandırıcılığa göre çok daha ağır yaptırımlara tabidir.
Sosyal Medya Üzerinden Dolandırıldım,Ne Yapmalıyım?
Sosyal medya üzerinden dolandırılan kişilerin vakit kaybetmeden harekete geçmesi büyük önem taşır. İlk aşamada yapılması gerekenler şunlardır:
- En yakın Emniyet birimine veya
- Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak
- Suç duyurusunda bulunulmalıdır.
Başvuru sırasında;
✔️ Yazışmalar,
✔️ Ödeme dekontları,
✔️Hesap bilgileri,
✔️Ekran görüntüleri eksiksiz şekilde sunulmalıdır.
Gecikme yaşanması halinde, failler hesapları kapatabilmekte ve deliller kaybolabilmektedir.
İnternet Dolandırıcılığında Banka ve Platformlara Bildirim
Dolandırıcılık olayının ardından yalnızca savcılığa başvurmak yeterli değildir. Aynı zamanda ilgili kurumlara da bildirim yapılmalıdır.
Bu kapsamda;
- Bankalara şüpheli işlem bildirimi yapılmalı,
- Sosyal medya platformlarına sahte hesap ihbar edilmelidir,
- Alışveriş siteleri ve uygulamalar bilgilendirilmelidir.
Erken yapılan bildirimler, paranın bloke edilmesi ve geri alınması ihtimalini artırmaktadır.
Dijital Delillerin Korunmasının Önemi
İnternet ve sosyal medya dolandırıcılığı dosyalarında delillerin büyük bölümü dijital niteliktedir. Bu nedenle;
- Mesajlar silinmemeli,
- Hesaplar kapatılmamalı,
- Ekran görüntüleri alınmalı,
- Link ve site adresleri saklanmalıdır.
Dijital delillerin eksik olması halinde, dosyanın takipsizlikle sonuçlanması riski ortaya çıkabilmektedir.
Her İnternet Üzerinden Yapılan İşlem Dolandırıcılık
Değildir
Uygulamada sık yapılan hatalardan biri, her başarısız online alışveriş veya her para kaybının doğrudan dolandırıcılık olarak değerlendirilmesidir.
Bazı durumlarda;
- Teslimat gecikmesi,
- Sözleşmeye aykırılık,
- Hizmet kusuru
hukuki uyuşmazlık kapsamında kalabilir.
Bu nedenle olayın ceza hukuku kapsamında mı yoksa hukuk davası konusu mu olduğunun doğru tespiti büyük önem taşır. Yanlış nitelendirme yapılması, sürecin uzamasına ve hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Dolandırıcılık Yöntemleri Nelerdir? En Yaygın
Dolandırıcılık Türleri
Günümüzde internet dolandırıcılığı, sosyal medya dolandırıcılığı ve dijital ödeme sistemleri üzerinden işlenen dolandırıcılık suçu vakaları her geçen gün artmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dolandırıcılar da yöntemlerini çeşitlendirmekte, kişilerin güven duygusunu ve içinde bulundukları koşulları kullanarak mağduriyet yaratabilmektedir. Bu
nedenle en sık karşılaşılan dolandırıcılık yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmak, olası zararların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
En Yaygın Dolandırıcılık Yöntemleri
Uygulamada en sık karşılaşılan ve çoğu zaman dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilen dolandırıcılık yöntemleri şu şekillerde ortaya çıkabilmektedir:
- Instagram dolandırıcılığı: Sahte veya taklit hesaplar, çekiliş vaatleri, ürün
satışları, mesaj yoluyla yapılan yönlendirmeler gibi yöntemlerle ya da
farklı senaryolar üzerinden çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilmektedir. - Facebook dolandırıcılığı: Sayfa, grup, ilan veya özel mesajlar aracılığıyla,
olayın koşullarına göre değişen kurgularla yapılabilmektedir. - Twitter (X) dolandırıcılığı: Paylaşımlar, bağlantılar, kampanyalar veya
yatırım vaatleri üzerinden farklı biçimlerde uygulanabilmektedir. - TikTok dolandırıcılığı: Video içerikler, sponsorlu paylaşımlar, özel mesajlar
veya yönlendirme linkleri yoluyla çeşitli şekillerde ortaya
çıkabilmektedir. - WhatsApp hesap ele geçirme: Sahte mesajlar, doğrulama talepleri, zararlı
bağlantılar veya benzeri yollarla, kişiye göre değişen senaryolarla
gerçekleştirilebilmektedir. - Sahte sosyal medya mağazaları: Gerçek dışı firma bilgileri ve ürün
paylaşımları kullanılarak farklı yöntemlerle kurgulanabilmektedir. - Letgo dolandırıcılığı: İlan, mesajlaşma ve ödeme aşamalarında değişen
yöntemlerle mağduriyet yaratılabilmektedir. - Sahibinden.com dolandırıcılığı: Araç, emlak veya ürün ilanları üzerinden farklı
senaryolarla karşılaşılabilmektedir. - Dolap uygulaması dolandırıcılığı: Ürün, kargo ve ödeme süreçlerinde kişiye
göre değişebilen yöntemlerle ortaya çıkabilmektedir. - Kapora dolandırıcılığı: Satış veya rezervasyon öncesinde talep edilen
ödemeler üzerinden çeşitli biçimlerde uygulanabilmektedir. - Telefon dolandırıcılığı: Banka, kurum veya yetkili gibi davranılarak farklı
senaryolarla yapılabilmektedir. - Polis veya savcı adı kullanılması: Korku ve baskı oluşturularak olayın
akışına göre değişen yöntemlerle gerçekleştirilebilmektedir. - ATM kart kopyalama: Kart bilgilerinin farklı tekniklerle ele geçirilmesi
suretiyle uygulanabilmektedir. - Kart bilgisi ele geçirme: İnternet siteleri, mesajlar veya uygulamalar
aracılığıyla farklı yollarla yapılabilmektedir. - Sahte dekont gönderme: Ödeme yapılmış izlenimi yaratacak belgelerle çeşitli
şekillerde uygulanabilmektedir. - Papara dolandırıcılığı: Dijital ödeme sistemleri üzerinden farklı
senaryolarla gerçekleştirilebilmektedir. - Dijital cüzdan dolandırıcılığı: Elektronik para uygulamaları aracılığıyla
değişen yöntemlerle ortaya çıkabilmektedir. - IBAN değiştirme yöntemi: Yazışmalar sırasında farklı hesap bilgileri
gönderilerek farklı biçimlerde uygulanabilmektedir. - Hesaptan izinsiz para çekme: Ele geçirilen bilgilerle banka hesaplarına
erişilerek gerçekleştirilebilmektedir. - Sahte kargo mesajları: Mesaj veya bağlantı yoluyla kullanıcıların
yönlendirilmesi şeklinde görülebilmektedir. - Sahte banka siteleri: Gerçek bankalara benzer tasarımlar üzerinden bilgi
toplanarak yapılabilmektedir. - Kimlik avı (phishing): Kişisel ve finansal bilgilerin farklı araçlar ve
senaryolarla ele geçirilmesi mümkündür. - Kripto para dolandırıcılığı: Sahte platformlar ve yatırım grupları üzerinden
değişen yöntemlerle uygulanabilmektedir. - Bitcoin dolandırıcılığı: Kripto varlıklar üzerinden sunulan farklı kazanç
kurgularıyla ortaya çıkabilmektedir. - Forex dolandırıcılığı: Gerçek dışı getiri vaatleriyle yatırım yaptırılması
suretiyle yapılabilmektedir. - Sahte fon grupları: Kapalı mesajlaşma grupları üzerinden yönlendirme yoluyla
gerçekleştirilebilmektedir. - Yasa dışı bahis dolandırıcılığı: Bahis siteleri veya bağlantılar üzerinden
farklı senaryolarla karşılaşılabilmektedir. - Uzaktan erişim dolandırıcılığı: Cihaza erişim sağlanarak işlem yaptırılması
şeklinde uygulanabilmektedir. - Evden çalışma dolandırıcılığı: İş veya ek gelir vaadiyle ücret talep
edilmesi suretiyle farklı biçimlerde ortaya çıkabilmektedir.
Dolandırıcılık Mağdurları İçin Hukuki Değerlendirme
Dolandırıcılık olaylarında her mağdurun yaşadığı süreç, kullanılan yöntem, ödeme şekli, taraflar arasındaki iletişim ve olayın gerçekleşme zamanı gibi birçok unsura bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bu nedenle her dosya, kendi özel koşulları içerisinde ayrı ayrı
değerlendirilmelidir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, mağdurların süreci bireysel olarak yürütmeye çalışması ve hukuki boyutu yeterince dikkate almadan hareket etmesidir. Eksik delil sunulması, yanlış başvuru yapılması, hatalı hukuki nitelendirme veya sürelere uyulmaması nedeniyle birçok dosya takipsizlikle sonuçlanabilmekte ya da telafisi güç hak kayıpları yaşanabilmektedir.
Özellikle banka kayıtları, yazışmalar, sosyal medya verileri, IP bilgileri ve dijital izlerin doğru şekilde toplanması ve hukuka uygun biçimde dosyaya kazandırılması, soruşturmanın sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşır. Bu süreçte yapılacak en küçük hata, failin tespit edilememesine veya davanın sonuçsuz kalmasına neden olabilmektedir.
Dolandırıcılık şüphesinin ortaya çıktığı andan itibaren olayın hukuki çerçevede değerlendirilmesi, ceza ve tazminat süreçlerinin birlikte planlanması ve profesyonel destek alınması, mağduriyetin büyümemesi açısından en güvenli yaklaşımdır.
Her dosyada izlenecek yol; olayın niteliğine, delil durumuna ve tarafların konumuna göre değişebileceğinden, standart çözümler yerine kişiye özel hukuki strateji oluşturulması gerekmektedir.
📌 Uzman Notu
Dolandırıcılık dosyaları, çoğu zaman yalnızca savcılığa başvuru ile çözülebilecek basit süreçler değildir. Bankacılık, bilişim, uluslararası para transferleri ve dijital platformlarla bağlantılı teknik incelemeler gerektirebilir.
Bu nedenle mağduriyet yaşayan kişilerin, dosyalarının başından itibaren uzman bir ceza hukuku avukatı tarafından değerlendirilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Büromuz, İstanbul Beylikdüzü merkezli olmak üzere; İstanbul genelinde, Türkiye’nin tüm illerinde ve yurt dışı bağlantılı dolandırıcılık dosyalarında aktif şekilde hukuki destek sağlamaktadır. Dosyanızın niteliğine göre uzaktan danışmanlık ve online başvuru süreçleri de yürütülmektedir.
Yaşadığınız mağduriyetin doğru şekilde değerlendirilmesi ve sürecin etkin biçimde yönetilmesi için profesyonel hukuki destek almanız, haklarınızın korunması açısından en sağlıklı yoldur.
Dolandırıldım,
Ne Yapmalıyım?
Hukuki Haklar ve Başvuru Yolları
Dolandırıcılık suçu nedeniyle mağdur olan kişilerin en sık yaşadığı sorunlardan biri, olayın ardından nasıl hareket edeceklerini bilememeleridir. Panik halinde yapılan yanlış işlemler, hem maddi kaybın artmasına hem de hukuki sürecin sağlıklı ilerlememesine neden olabilmektedir.
Bu nedenle dolandırılma durumunda soğukkanlı davranmak, süreci bilinçli şekilde yönetmek ve gerekli başvuruları zamanında yapmak büyük önem taşır. İlk aşamada atılacak doğru adımlar, ileride yürütülecek soruşturma ve dava sürecini doğrudan etkilemektedir.
Mağduriyet yaşandıktan sonra izlenecek yol, ödeme şekline, iletişim biçimine ve olayın gerçekleşme koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle her dosya kendi özel şartları içerisinde değerlendirilmelidir.
Dolandırıldığınızı Fark Ettiğiniz Anda Yapılması Gerekenler
Dolandırıcılık olaylarında zaman, en önemli unsurlardan biridir. İlk saatlerde yapılan başvurular ve alınan önlemler, zararın büyümesini engelleyebileceği gibi delillerin kaybolmasını da önleyebilir.
Bu aşamada öncelikle yapılan ödeme yöntemi dikkate alınarak ilgili kurumlarla iletişime geçilmelidir.
Kredi Kartı ile Ödeme Yapıldıysa
Banka ile derhal iletişime geçilerek işlem itirazında bulunulmalıdır. Şüpheli işlemler için itiraz başvurusu yapılması halinde banka tarafından inceleme başlatılabilir.
Havale veya EFT ile Ödeme Yapıldıysa
Banka şubesine veya müşteri hizmetlerine başvurularak dolandırıcılık bildirimi yapılmalı ve ilgili hesap hakkında inceleme talep edilmelidir. Gecikme yaşanması halinde paranın farklı hesaplara aktarılması ihtimali artmaktadır.
Kripto Para ile Ödeme Yapıldıysa
İşlem yapılan kripto para platformu ile iletişime geçilmeli, cüzdan hareketleri kayıt altına alınmalı ve işlem geçmişi güvence altına alınmalıdır. Dijital kayıtların korunması bu aşamada büyük önem taşır.
Savcılığa Suç Duyurusu Nasıl Yapılır?
Dolandırıcılık suçu mağdurları, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunarak ceza soruşturmasının başlatılmasını talep edebilir. Yapılacak başvurunun açık, anlaşılır ve delillerle desteklenmiş olması sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.
Suç duyurusunda;
- Olayın gerçekleşme şekli
- Ödeme bilgileri
- Şüpheliye ilişkin veriler
- Mevcut deliller ayrıntılı şekilde belirtilmelidir.
Başvuru, savcılığa bizzat yapılabileceği gibi elektronik ortam üzerinden de gerçekleştirilebilir. Süreci doğru yönetebilmek adına, büromuzdaki alanında uzman avukatlardan online yada yüz yüze destek alabilirsiniz. Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Dolandırıcılık Suçunda Şikâyet Süresi ve Zamanaşımı
Dolandırıcılık suçu, kural olarak şikâyete bağlı suçlardan değildir. Bu nedenle mağdurun ayrıca şikâyet süresi içinde başvuru yapması zorunlu değildir. Savcılık, suçun öğrenilmesi halinde resen soruşturma başlatabilir.
Ancak uygulamada geç yapılan başvurular, delillerin kaybolmasına ve faillerin tespit edilememesine yol açabilmektedir. Bu nedenle her ne kadar yasal bir süre sınırlaması bulunmasa da, mümkün olan en kısa sürede başvuru yapılması büyük önem taşır.
Dolandırıcılık suçlarında dava zamanaşımı süresi, suçun basit veya nitelikli olmasına göre değişmektedir. Basit dolandırıcılık suçlarında zamanaşımı süresi genel olarak 8 yıl olarak uygulanmaktadır. Nitelikli dolandırıcılık suçlarında ise bu süre daha uzun olabilmektedir.
Zamanaşımı süresi dolduğunda, hakkında soruşturma veya dava açılmamış dosyalar bakımından ceza sorumluluğu ortadan kalkar ve dosya düşer. Bu durum, mağdurun maddi kaybını geri almasını da büyük ölçüde zorlaştırır. Bu nedenle dolandırıcılık mağdurlarının, “zaman geçse de başvurabilirim” düşüncesiyle hareket etmesi ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Sürecin gecikmeden başlatılması, hem ceza soruşturması hem de tazminat talepleri açısından hayati önem taşır.
Dolandırıcılık Suçunda Delil ve İspat
Dolandırıcılık suçu dosyalarında deliller, soruşturma ve yargılama sürecinin temelini oluşturur. Bu nedenle olayla ilgili tüm bilgi ve belgelerin eksiksiz şekilde muhafaza edilmesi gerekir.
Başlıca deliller şunlardır:
- Banka dekontları
- IBAN ve hesap bilgileri
- Mesajlaşma kayıtları
- E-posta yazışmaları
- Ekran görüntüleri
- İnternet sitesi adresleri
- Sahte ilan ve hesap görselleri
Bu belgeler, suçun ispatı ve sorumluların tespiti açısından önem taşır.
Dolandırıcılıkta Zararın Geri Alınması Mümkün müdür?
Dolandırıcılık suçu sonucunda mağdur olan kişilerin en önemli beklentisi, uğradıkları maddi zararın geri alınmasıdır. Ancak her dosyada zararın iade edilmesi mümkün olmayabilir. Bu durum, olayın niteliğine ve yürütülen hukuki sürece göre değişiklik göstermektedir.
Öncelikle banka aracılığıyla yapılan ödemelerde, hızlı başvuru halinde bloke ve iade işlemleri mümkün olabilmektedir. Banka tarafından yapılan incelemeler sonucunda, şüpheli işlem tespit edilirse belirli şartlar altında geri ödeme sağlanabilir.
Ceza soruşturması kapsamında failin tespit edilmesi ve hakkında dava açılması halinde, mağdurun zararının giderilmesi yönünde karar verilmesi mümkündür. Mahkeme, sanığın elde ettiği haksız kazancın mağdura iadesine hükmedebilir.
Bunun yanında mağdur, ceza davasından bağımsız olarak hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma hakkına da sahiptir. Açılacak maddi ve manevi tazminat davaları ile uğranılan zararın telafisi talep edilebilir.
Ancak uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, sürecin geç başlatılması nedeniyle malvarlığına ulaşılamamasıdır. Failin mal kaçırması, hesap boşaltması veya yurt dışına çıkması gibi durumlar, zararın tahsil edilmesini zorlaştırmaktadır.
Bu nedenle dolandırıcılık mağduriyetlerinde, hem ceza soruşturmasının hem de tazminat sürecinin eş zamanlı ve profesyonel şekilde yürütülmesi büyük önem taşır. Erken aşamada alınan hukuki destek, paranın geri alınma ihtimalini önemli ölçüde artırmaktadır.
Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi
Etkin pişmanlık, bir suçun işlenmesinden sonra failin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı gidermesi veya telafi etmesi halinde, ceza bakımından indirim yapılmasını veya bazı durumlarda ceza verilmemesini sağlayan hukuki bir kurumdur.
Dolandırıcılık suçu bakımından etkin pişmanlık, genellikle failin mağdurun zararını tamamen veya kısmen karşılaması suretiyle gündeme gelmektedir. Failin bu yöndeki samimi ve gönüllü çabası, mahkeme tarafından ceza belirlenirken dikkate alınabilmektedir.
Ancak etkin pişmanlık hükümleri, her suç tipi ve her dosya bakımından otomatik olarak uygulanmaz. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda etkin pişmanlığın uygulanabileceği suçlar sınırlı olarak düzenlenmiştir. Dolandırıcılık suçu da uygulamada bu kapsamda değerlendirilmekte; ancak her somut olayda ayrıca hukuki inceleme yapılmaktadır.
Etkin pişmanlığın geçerli olabilmesi için;
- Zararın fail tarafından bizzat giderilmesi,
- Ödemenin gönüllü şekilde yapılması,
- Pişmanlığın samimi olması,
- Zarar gideriminin uygun aşamada gerçekleştirilmesi
gerekmektedir. Yalnızca “üzüldüğünü beyan etmek” veya geç aşamada yapılan formal ödemeler, çoğu zaman etkin pişmanlık kapsamında kabul edilmemektedir.
Ayrıca etkin pişmanlık, suçun işlendiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Failin kusurluluğu devam eder. Bu nedenle bazı durumlarda beraat kararı değil, “ceza verilmesine yer olmadığı” veya indirimli ceza kararı verilmektedir.
Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi açısından zamanlama da büyük önem taşır. Zararın soruşturma aşamasında mı, dava açıldıktan sonra mı veya hükümden önce mi giderildiği, mahkemenin değerlendirmesinde belirleyici rol oynar.
Birden fazla failin bulunduğu dosyalarda ise, etkin pişmanlık yalnızca zararı bizzat gideren kişi bakımından uygulanır. Diğer failler açısından otomatik bir indirim söz konusu olmaz.
Uygulamada sıkça görüldüğü üzere, yanlış zamanda veya usule aykırı şekilde yapılan ödemeler, etkin pişmanlık hakkının kaybedilmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle zarar giderme sürecinin hukuki stratejiyle birlikte yürütülmesi büyük önem taşır.
Dolandırıcılık dosyalarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı; olayın niteliğine, zarar miktarına, ödeme şekline ve yargılama sürecinin aşamasına göre değişmektedir. Bu nedenle her dosya bakımından profesyonel hukuki değerlendirme yapılması gerekmektedir.
HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası (Hukuki Değerlendirme)
Dolandırıcılık suçu nedeniyle yürütülen ceza yargılamalarında, sanıklar bakımından en çok merak edilen konuların başında hapis cezasının kesin olup olmadığı, cezanın ertelenip ertelenemeyeceği ve adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceği gelmektedir.
Uygulamada bazı dosyalarda; hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), cezanın ertelenmesi veya hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün olabilmektedir. Ancak bu kurumlar her dosyada otomatik olarak uygulanmaz.
Uygulanıp uygulanmayacağı; suçun basit veya nitelikli olması, hükmedilen ceza miktarı, sanığın sabıka durumu, mağduriyetin giderilip giderilmediği ve dosyanın genel özellikleri dikkate alınarak belirlenir.
HAGB Nedir? (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), mahkeme tarafından verilen mahkûmiyet hükmünün, sanığın belirli bir denetim süresi boyunca yükümlülüklere uygun davranması koşuluyla açıklanmaması ve sonuç doğurmamasıdır.
HAGB kararı verilmesi halinde:
- Sanık hakkında hüküm kurulmuş olur,
- Ancak bu hüküm hukuki sonuç doğurmaz,
- Denetim süresi sonunda dosya ortadan kaldırılır.
HAGB kararı, adli sicil kaydına işlenmez; yalnızca arşiv kaydında tutulur.
HAGB Şartları Nelerdir?
Bir dosyada HAGB uygulanabilmesi için;
- Hükmedilen cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olması,
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,
- Mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması,
- Mağdurun zararının giderilmiş olması,
- Sanığın HAGB’yi kabul etmesi gerekmektedir.
Bu şartlardan biri eksikse HAGB uygulanamaz.
HAGB Bozulursa Ne Olur?
HAGB kararı verildikten sonra, denetim süresi içinde;
- Kasten yeni bir suç işlenmesi,
- Mahkemece belirlenen yükümlülüklere uyulmaması halinde,
HAGB bozulur ve daha önce verilen hüküm açıklanır. Bu durumda sanık hakkında verilen ceza artık kesinleşir ve infaz süreci başlar.
Ancak infazın şekli, cezanın türüne ve süresine göre ayrıca değerlendirilir. Her durumda cezanın tamamının fiilen cezaevinde geçirilmesi zorunlu değildir.
HAGB Varken Eski Ceza Ortaya Çıkarsa Ne Olur?
HAGB kararı verildikten sonra, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunduğunun ortaya çıkması halinde, HAGB kararı hukuki geçerliliğini kaybedebilir. Bu durumda mahkeme, dosyayı yeniden değerlendirerek hükmün açıklanmasına karar verebilir. Bu nedenle sabıka durumu HAGB bakımından son derece önemlidir.
Cezanın Ertelenmesi Nedir?
Cezanın ertelenmesi, hükmedilen hapis cezasının ceza infaz kurumunda çektirilmemesi ve sanığın belirli bir süre denetim altında tutulmasıdır.
Erteleme halinde:
- Mahkûmiyet hükmü kesinleşir,
- Ancak ceza fiilen infaz edilmez,
- Sanık denetim süresine tabi olur.
Erteleme, HAGB’den farklı olarak adli sicil kaydına işlenir.
Hapis Cezası Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi?
Mahkeme, belirli şartların varlığı halinde kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir.
Bu değerlendirmede;
- Cezanın süresi,
- Suçun niteliği,
- Sanığın kişisel durumu,
- Suçun işleniş biçimi dikkate alınır.
Dolandırıcılık suçlarında, özellikle nitelikli hallerde, adli para cezasına çevirme ihtimali uygulamada daha sınırlıdır.
En Sık Sorulan Sorular
HAGB cezası para cezasına çevrilir mi?
HAGB doğrudan para cezasına çevrilmez. Mahkeme önce hapis cezasını para cezasına çevirebilir, ardından HAGB uygulayabilir. Her dosyada bu durum mümkün değildir.
5 yıl erteleme cezası sicile işler mi?
Cezanın ertelenmesi halinde mahkûmiyet kararı adli sicil kaydına işler. HAGB’de ise sicile işleme olmaz.
HAGB bozulursa ne kadar yatılır?
HAGB bozulduğunda açıklanan ceza infaz edilir. Ancak infaz şekli, cezanın süresine ve türüne göre değişir. Her dosyada cezanın tamamının cezaevinde geçirilmesi zorunlu değildir.
HAGB varken yeni ceza gelirse ne olur?
Denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenirse HAGB bozulur ve önceki hüküm açıklanır. Her iki dosya birlikte değerlendirilir.
HAGB ve Ceza İndirimlerinde Profesyonel Yönetimin Önemi
HAGB, erteleme ve adli para cezası uygulamaları, dosyanın en kritik aşamalarından biridir. Bu aşamada yapılacak hatalar, telafisi mümkün olmayan ceza sonuçlarına yol açabilmektedir. Özellikle dolandırıcılık suçlarında;
- Yanlış savunma stratejisi,
- Zarar gideriminin zamanında yapılmaması,
- Usule aykırı başvurular
HAGB ve erteleme imkanlarının tamamen kaybedilmesine neden olabilmektedir.
Bu nedenle sürecin uzman hukukçu tarafından yürütülmesi, sanık ve mağdur açısından hayati önem taşır.
Ticari Uyuşmazlık ile Dolandırıcılık Suçu Arasındaki Fark
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, taraflar arasındaki bir alacak-borç ilişkisinin dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Her parasal uyuşmazlık, ceza hukuku bakımından dolandırıcılık suçu oluşturmaz.
Bir ilişkinin dolandırıcılık suçu sayılabilmesi için, failin daha en baştan itibaren mağduru aldatma kastıyla hareket etmesi gerekir. Eğer taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki kurulmuş, sözleşme yapılmış ve sonradan borç ödenmemişse, bu durum çoğu zaman hukuki uyuşmazlık kapsamında değerlendirilir.
Bu tür hallerde alacak davası, icra takibi veya tazminat davası gibi yollar gündeme gelir. Ceza soruşturması açılması her zaman mümkün olmayabilir.
Buna karşılık, failin baştan itibaren ödeme niyeti bulunmaması, sahte bilgiler kullanması, gerçeğe aykırı vaatlerde bulunması veya sistematik şekilde mağdur yaratması halinde dolandırıcılık suçu oluşabilir.
Yargıtay uygulamasında da, yalnızca borcun ödenmemesi tek başına dolandırıcılık olarak kabul edilmemekte; failin başlangıçtaki kastı ve kullandığı yöntemler esas alınmaktadır.
Bu nedenle somut olayın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi, yanlış başvuruların ve zaman kaybının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Yargıtay Kararları Işığında Dolandırıcılık Suçu
Dolandırıcılık suçu ile ilgili uyuşmazlıkların çözümünde, Yargıtay tarafından verilen kararlar büyük önem taşımaktadır. Uygulamada mahkemeler, benzer olaylarda istikrarlı bir uygulama sağlanması amacıyla Yargıtay içtihatlarını dikkate almaktadır.
Yargıtay kararlarında, özellikle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı, kullanılan yöntemlerin hile niteliği taşıyıp taşımadığı ve olayın basit mi yoksa nitelikli dolandırıcılık kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği üzerinde durulmaktadır.
Birçok kararda, taraflar arasındaki ilişkinin ticari uyuşmazlık mı yoksa dolandırıcılık suçu mu oluşturduğu ayrıntılı şekilde incelenmektedir. Bu kapsamda, yalnızca borcun ödenmemesi veya sözleşmeye aykırılık tek başına dolandırıcılık olarak kabul edilmemektedir.
Ayrıca Yargıtay uygulamasında, mağdurun aldatılma derecesi, failin kastı ve suçun planlı şekilde işlenip işlenmediği gibi hususlar da önem taşımaktadır. Bu kriterler, cezanın belirlenmesinde ve suçun nitelendirilmesinde belirleyici rol oynamaktadır.
Bu nedenle dolandırıcılık dosyalarında Yargıtay kararlarının yakından takip edilmesi, sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük önem taşır.
Dolandırıcılık Suçlarında Hukuki Sürecin Profesyonel
Yönetilmesi Neden Önemlidir?
Dolandırıcılık suçları, çoğu zaman basit bir aldatma olayının çok ötesindedir. Banka işlemleri, dijital kayıtlar, bilişim verileri ve farklı kurumlarla eş zamanlı yürütülmesi gereken süreçler içerir. Bu nedenle dolandırıcılık dosyalarının yalnızca savcılığa başvurmakla sınırlı kalmadan, hukuki açıdan doğru şekilde yönetilmesi gerekir.
Uygulamada birçok mağdur, süreci kendi başına yürütmeye çalışmakta; ancak eksik başvuru, yanlış dilekçe, hatalı delil sunumu veya sürelerin kaçırılması nedeniyle ciddi hak kayıpları yaşamaktadır. Özellikle internet ve sosyal medya dolandırıcılıklarında delillerin doğru toplanmaması, dosyanın takipsizlikle sonuçlanmasına yol açabilmektedir.
Profesyonel şekilde yürütülen bir hukuki süreçte;
- Suçun basit mi nitelikli mi olduğu doğru tespit edilir,
- Deliller usule uygun biçimde toplanır ve dosyaya kazandırılır,
- Banka ve dijital platform yazışmaları doğru şekilde yürütülür,
- Ceza soruşturması ile tazminat süreci birlikte değerlendirilir,
- Hak kaybı riski en aza indirilir.
Dolandırıcılık şüphesinin ortaya çıktığı ilk andan itibaren hukuki destek alınması, hem maddi kaybın artmasını önler hem de sürecin lehe sonuçlanma ihtimalini güçlendirir. Özellikle karmaşık ve teknik dosyalarda, sürecin uzmanlıkla yönetilmesi belirleyici olmaktadır.
Dolandırıcılık Davalarında Avukatın Önemi
Dolandırıcılık suçları, yalnızca ceza hukuku bilgisiyle değil; aynı zamanda bilişim, bankacılık, finans ve delil hukuku alanlarında da uzmanlık gerektiren teknik dosyalardır. Bu nedenle dolandırıcılık davalarının profesyonel destek olmadan yürütülmesi, ciddi hak kayıplarına yol
açabilmektedir.
Uygulamada birçok mağdur, şüpheli ve sanık, süreci bireysel olarak yürütmeye çalışmakta; ancak eksik başvuru, hatalı dilekçe, yanlış delil sunumu veya sürelerin kaçırılması nedeniyle telafisi güç sonuçlarla karşılaşabilmektedir. Alanında uzman bir ceza hukuku avukatı;
- Olayın hukuki niteliğini doğru şekilde belirler,
- Basit mi yoksa nitelikli dolandırıcılık mı olduğunu analiz eder,
- Delilleri usule uygun biçimde toplar ve sunar,
- Banka, savcılık ve mahkeme süreçlerini etkin şekilde takip eder,
- Mağdurun zararının tazmini için gerekli hukuki yolları işletir.
Özellikle dijital platformlar, kripto varlıklar, sahte hesaplar ve yurt dışı bağlantılı dolandırıcılık olaylarında teknik bilgi ve deneyim büyük önem taşımaktadır. Bu tür dosyalarda uzman desteği olmadan ilerlemek, soruşturmanın sonuçsuz kalmasına neden olabilmektedir.
Ayrıca şüpheli veya sanık konumunda bulunan kişiler açısından da savunmanın doğru şekilde kurulması, telafisi mümkün olmayan ceza sonuçlarının önüne geçilmesini sağlar. Yanlış veya eksik savunmalar, ağır hapis ve adli para cezalarına yol açabilmektedir.
Dolandırıcılık dosyalarında erken aşamada avukat desteği alınması, hem mağduriyetin büyümesini önler hem de sürecin hızlı ve sağlıklı şekilde sonuçlanmasına katkı sağlar.
Sonuç ve Genel Hukuki Değerlendirme
Dolandırıcılık suçu, günümüzde yalnızca klasik yöntemlerle değil; dijital platformlar, sosyal medya, elektronik ödeme sistemleri ve kripto varlıklar üzerinden de yoğun şekilde işlenmektedir. Bu durum, mağduriyetlerin artmasına ve hukuki süreçlerin daha karmaşık hale gelmesine neden olmaktadır.
Her dolandırıcılık vakası; kullanılan yöntem, taraflar arasındaki iletişim, ödeme şekli ve zamanlama gibi unsurlara göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle her olay, kendi özel koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Aynı türde görünen olaylar dahi, uygulamada farklı ceza ve yaptırımlarla karşılaşabilmektedir.
Uygulamada en sık yapılan hataların başında; geç başvuru yapılması, delillerin eksik toplanması, banka ve savcılık süreçlerinin zamanında işletilmemesi ve hukuki danışmanlık alınmadan hareket edilmesi gelmektedir. Bu hatalar, mağduriyetin kalıcı hale gelmesine yol açabilmektedir. Dolandırıcılık suçlarında;
- Hızlı hareket edilmesi,
- Delillerin eksiksiz korunması,
- Banka ve dijital platform bildirimlerinin zamanında yapılması,
- Savcılık sürecinin doğru yönetilmesi,
- Hukuki yolların etkin kullanılması
sonucun lehe sonuçlanması açısından belirleyici rol oynamaktadır.
Mağdur konumunda bulunan kişilerin zararlarının giderilmesi, sanık konumunda bulunan kişilerin ise adil bir şekilde savunulabilmesi için sürecin profesyonel biçimde yürütülmesi büyük önem taşır.
Bu nedenle dolandırıcılık şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren hukuki destek alınması, hem maddi kayıpların azaltılması hem de uzun vadeli hak kayıplarının önlenmesi açısından en doğru yaklaşımdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Dolandırıldım, paramı geri alabilir miyim?
Dolandırıcılık sonrası gönderilen paranın geri alınması mümkündür; ancak bu durum ödeme yöntemi, banka süreci ve savcılık soruşturmasına bağlıdır. Her dosyada kesin iade garantisi bulunmamakla birlikte, hızlı başvuru halinde geri alma ihtimali artmaktadır.
Dolandırıcılıkta zamanaşımı süresi ne kadardır?
Basit dolandırıcılık suçunda dava zamanaşımı süresi kural olarak 8 yıldır; nitelikli dolandırıcılık suçlarında ise daha uzundur. Ancak somut olaya göre değişiklik gösterebilir.
İnternet dolandırıcılığı hangi mahkemede görülür?
Basit dolandırıcılık davaları Asliye Ceza Mahkemesinde, nitelikli dolandırıcılık davaları ise Ağır Ceza Mahkemesinde görülür.
Şikâyet süresi var mı?
Dolandırıcılık suçu kural olarak şikâyete bağlı değildir; savcılık resen soruşturma yapar.
Avukatla çalışmak zorunlu mu?
Dolandırıcılık davalarında avukat tutmak zorunlu değildir; ancak teknik ve karmaşık dosyalarda avukat desteği sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından önemlidir.
Hukuki Destek ve Danışmanlık
Dolandırıcılık mağduriyeti yaşayan veya hakkında dolandırıcılık suçlaması bulunan kişiler için erken aşamada hukuki danışmanlık alınması, sürecin doğru yönlendirilmesini sağlar.
Her dosyanın kendine özgü yapısı bulunduğundan, kişiye özel hukuki değerlendirme yapılması en sağlıklı yöntemdir.
Uzman bir hukukçu tarafından yapılacak detaylı inceleme sayesinde;
- Hak kayıplarının önüne geçilebilir,
- Süreç hızlandırılabilir,
- Maddi ve manevi zararlar en aza indirilebilir,
- Etkili bir savunma stratejisi oluşturulabilir.
📞 Somut durumunuza göre bilgi almak ve süreci doğru planlamak için iletişime geçebilirsiniz.
Avukat Emin ÖZTÜRK ceza davalarında Türkiye’nin her yerine ve yurt dışına hizmet vermektedir. Avukat Emin ÖZTÜRK müvekkillerinin en hızlı biçimde çözüme ulaşması adına profesyonel ve şeffaf bir biçimde gereken hukuki süreci takip etmektedir.
Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından boşanma davalarının takibini sağlayan hukuk büromuz ile 0532 797 64 14 numaralı telefonu arayarak veya Whatsapp yoluyla iletişime geçebilirsiniz. Bizimle iletişime geçmek için tıklayınız
İlgili Yazılar:
- Avcılar ceza avukatı
- basit dolandırıcılık
- Beylikdüzü Avukat
- beylikdüzü ceza avukatı
- bilişim yoluyla dolandırıcılık
- Büyükçekmece ceza avukatı
- ceza avukatı
- Dolandırıcılık avukat
- dolandırıcılık nedir
- Esenyurt ceza avukatı
- Küçükçekmece avukat
- Küçükçekmece ceza avukatı
- nitelikli dolandırıcılık
- yargıtay kararları
- Yurt dışı avukat ceza dolandırıcılık



